gfaj 1

tez zamanda çekilecek bir gerilim filmi serisinin başrol oyuncusudur;

gfaj 1: the arsenic effect

bir arkadasin hediyesi

<bkz: hediyeyse almayayım o zaman>

butun dunya sarhos olacak

yeni kurulan bir içki firması sahibi olarak, aylardır telif sahibini aradığım slogan. bu sloganla bütün dünyaya içki satıp paranın amına koymayı hedefliyorum. olmadı ağzına veririm.

western filmlerinde kadinlara gosterilen abartili hurmet

sebebinin; o zamanlarda kadın popülasyonunun az olmasına bağlıyorum. yıllardır her pazar günü, saat 10:00 sularında babam sayesinde seyrettiğim western filmlerde ben bunu tespit ettim. kadın yolkmuş o zamanlar. olan kadın da, ya kasabanın en azılı haydutuna veriyor, ya da en iyi ve en hızlı iyi kalpli silahşöre veriyor. dolayısıyla arada kalan diğer abazan erkek sürüsü ''bir ihtimal amk!'' düşüncesiyle kadını el üstünde tutuyorlar, götünü kaldırıyorlar. zaten western filmlerde oynayan kadınlara bakın; hep götü kalkmış, özgüven %500, bir artistlikler, herkesi terslemeler, gösterip vermemeler falan göreceksiniz. hoş değil bence. çok feminen.

you lost me

anneme de dinlettim az önce. o da çok beğendi. kalktık dans ettik. düğün şarkısı olabilitesi ile ilgili görüşlerimi dile getirdim. çok güzel olur dedi. ama dedim şarkı bunlardan bunlardan bahsediyor dedim. allah korusun, olmaz öyle şey dedi. ilk dans şarkısı için şu an "senden çocuğum olsun istiyorum" isimli şarkı en büyük favori durumunda. ama o da sanki çok şey geliyor bana. daha bismillah demeden, senden çocuğum olsun diye dans etmek falan. olmaz bence. you lost me iyiydi de sözleri kötü ya.

you lost me

çok güzel ya. son 47 dakikadır sürekli dinliyorum. 48 oldu hatta. aldatma temalı bir şarkı olmasa misal, orada "you lost me" yerine "you win me" falan dese, düğünümde "ilk dans" şarkısı yapacaktım. mnskym! şöyle bu tatta bir şarkı arıyorum. hisli olsun, ama güzel şeylerden bahsetsin, şarkı, mesela aşkın güzel taraflarından bahsetsin, balayından bahsetsin. neden hep en güzel şarkılar hep kafa çekmelik oluyo ya? düğünümde çalacaktım...

you lost me

christina aguilera'nın bir şarkısı. ben christina'nın yerinde olsam, bir best of albümü yapsam, b yüzünün ilk şarkısı yapardım. o derece güzel. ki normalde christina aguilera dinleyeyim diyen bir insan değilim. rockçıyım ben amk! sertim. gözlerimden nefret fışkırıyor.

turkler ucuyor

uçtuğumuz falan yok amk!

böyle reklamların yapılması gerekiyor, başarılı bir ticari çalışma ama her defasında insanları böyle gaza getirip beklentilerimizi yükseltmelerine çok sinir oluyorum. tam sikini kaldırıp otuzbire hazırlananacakken, annesi odaya giren ergen gibi isyankar, kız arkadaşıyla kavga ederken, kıza vuramayıp sinirini duvara yumruk atarak çıkaran bir delikanlı gibi haklı ve agresif hissediyorum.

geçen defa oniki dev adam vardı. ne şaşalı zamanlardı. her yerde oniki dev adam reklamları. futbolda; dünya kupası elemeleri, avrupa şampiyonası, arda turan'lı emre belezoğlu'lu, gladyatör filminden fırlamış sikici türk milli takımı reklamları. o kadar gaza gelmişiz ki, milletce herkesi sikerteceğimizi sanmışız. sonra ne oldu?... hep hayal kırıklığı. hep hayal kırıklığı.

hemoroid

ilk defa ergenlik dönemimde duydum bu hastalığın adını. tabi o zamanlar bırak tedavisini anlatması bile zordu...

- ya götümde bir şey var, acıtıyo.
+ yaraktır o, ahahaha. ibne seni.

ilkokul son sınıftaydım. aşkın nur yengi' ye ciddi ciddi aşık olduğum yıllardı. haftanın bazı günlerinde küme oluşturduğumuz gruptaki merve'ye de çok masumane sevgiler beslediğim zamanlardı.

yine bu zamanların birinde otururup kalkerken zorlandığımı fark ettim. götümde, makata çok yakın bir yerde, sivilceden hallice büyük bir şey vardı. acıyordu. bir kaç gün geçtikten sonra ev ahalisiyle durumu paylaşmaya karar verdim;

- anne götümde bir şey var, acıtıyo.
+ ah yavrum. çıban mı yoksa? doktora gidelim bir baksın.

ne doktoru amk! ergenliğin henüz başlarındayız, daha doktorluk müessesesine karşı bir saygımız ve bilincimiz de yok. yeni yeni erkekliğin farkına varıyoruz. şimdi kalkıp elalemin adamına götümüzü mü göstereceğiz?

anneme anlatamadım tabii. gittik. bir de doktor kadın olmasın mı?

- neyin var canım?
+ şey, bu...
- evet.
+ ...bir şey var.
- nerede?
+ ya götümde bir şey var. offf!!
- ne renk?
+ bilmiyorum ki... anne, ne renk bu?
- (doktor hanım gülerek) hemoroiddir o. ben bir krem yazacağım. onu kullan tamam mı canım?
+ olur.

sırf buraya kadar ki aşamada bile lanet bir rahatsızlık. ilacı kullanmadım ve geçti.

sevgiliden ayrildiktan sonra helallik istemek

yapılması gerekendir. arkadaşlar tekrar söylüyorum, mutlaka yapılması gerekiyor. yoksa sürekli cenabet geziyormuşsunuz gibi olur. hiç bir işiniz rast gitmez. iki yakanız bir araya gelmez. aman diyim!

yapılışı çok basit;
ayrıldıktan bir kaç gün (kimine göre bir kaç hafta) sonra siniri geçmiş, kıvama gelmiş sevgiliyle buluşun. sanki hiç sevgili olmamışsınız gibi havadan sudan sohbet edin. sonra kalkıp vedalaşırken "hakkını helal et" deyin. o da zaten bu hatırı sayılır görüşmenin ardından "helal olsun" diyecek. tall grande venti bitti gitti. bu kadar.

durduk yere ben olursem uzulur musun diye soran sevgili

sevişmek istiyordur;

- ya aşkım bi'şiy sorucam.
+ sor bebeğim.
- ya ben ölürsem üzülür müsün?
+ allah korusun canım ya, üzülürüm tabii. bu ne biç...
- mucksxxx...
+ hımucksxx...

... ve olaylar gelişir.

gokmen ozdenak in futbol yorumcusu oldugu bir ulkede yasamak

böyleee, acayip ama güzel, kızgın ama komik. dört mevsimi bir arada yaşamak gibi... hani tam elini kaldırıp vuracakken acıyıp elini indirirsin ya, işte öyle.

sozlugun en yakisikli erkegi

dick advocaat'dır. inanmıyorsanız google'a yazın bakın.

evlenince butun sihrin kacmasi

birlikte vakit geçirmek için fırsat kolladığın, zaman yaratmaya çalıştığın, birlikte bir gece kalmak için ailene yalan söylediğin (genellikle kadınlar için), heyecanlı ve kovalamacalı bir sürecin ardından aynı evdesin. çabalama yok, zaman sıkıntısı yok, yanında oturuyor lan! gece gündüz yanında. eee? çabalayacak ne kaldı?

ama o zaman da kurtarıcı bir bebektir. bebekle birlikte sihir yeniden...

duygusallaştım amk. yapmayın ya.

sevgiliye telegol izleyecegim rahatsiz etme beni demek

sevgilinin 23:30 gibi bir saatle babasının evinde olması gerektiğinden dolayı, evli olmadan yapılamayandır. evlenince belki, bir ihtimal.

asla kiskanc bir erkekle birlikte olamam

şimdi sorsanız bir kıza; kıskanç bir erkekle anlaşamayacağından falan bahseder. ama nedense, sevgilisinden her zaman onu kıskandığını belli edecek hareketler bekler; " hayır o etek çok kısa, giyme!" bu saatte dışarı çıkamazsın!" "eve gidince ara. neden hala aramadın? merak ettim."...vb. gibi şeyler duymaya bayırlır. bu ne perhiz bu lahana turşusu amk! nedir abi bu ilgi arsızlığı?

çünkü neden? çünkü, ona göre kıskançlık bir sevme göstergesidir. halbuki ne kadar yanlış şeyler.

13 agustos 2010 dunya kiyamet kopmasi

hepimizin ölmesi anlamına gelen cetvel. madem şunun şurasında saatler kaldı, itiraf etmek istediğim bir şey var;

aslında bununla ilgili bir başlık açmayı düşünüyordum ama çok (-) oy alırım diye yazamadım. hazır yeri gelmişken de söyliyeyim; ya da söylemeyeyim amk!

asıl demek istediğim konu şu; prime time' da yazan yazarların asosyal olduğunu düşünüyordum. ama bu düşünceyi gerek kendim de zaman zaman bu saatlerde sözlüğe girerek, asosyal olduğumu kabullenmek istemediğimden (aasdfghk) gerekse de sizlerden (-) oy alırım diye belirtmek istemedim. madem şunun şurasında bir kaç saatimiz kaldı, yüzünüze söyleyip rahatlamak istedim. çok rahatladım olm. haydi, kopmaya hazırım.

her ramazanda diyanet i arayip ayni sorulari sormak

sanırım bir tür hobi ya da gelenek haline geldi. dün haberlerde seyrettim; oruçken diş fırçalamanın orucu bozup bozmadığını sormuşlar.

diyanet işleri'nin vermek isteyip de veremediği cevabı vermek istiyorum;

değerli din kardeşim!
bu soruyu geçen sene de sormuştunuz. ondan önceki sene de bu soru gelmişti. evvelki sene de bu soru vardı. ve biz, diş macunu icat edildiğinden beri bu soruyu hep cevapladık. ama artık yeter amk! yeter ya! beyninizi sikeyim.

2010 yilinda hala ucagin ucma prensibini anlamayan insan

5 yaşındaki yiğenim. uçak görünce hayret ediyor. ben de motor gücünden, basınçtan, kanadına gelen rüzgarın onu havalandırdığından falan bahsediyorum.

hala anlamıyor.

"çizgi filmlerde kayalıktan aşağıya düşen bugs bunny'nin ölmemesine inanıyorsun da buna mı inanamıyorsun pezevenk!?" diyemiyorum.

sevgiliden ayrilinca olusan aska inanmama duygusu

ikiyüzlülük amk. sen, sevgilin varken aşkım, bebişim, hayatımın anlamı diye gez, eğlen, coş, ayrılınca da; "amına koyim aşkın" , "yalan olm aşk" "eğer aşk olsaydı, eğer aşk olsaydı hala... ühühühühü" diye sızlan. 30 yaşındasın. adam değilsin aydın.